25/10/2009 ·

TORBALI KÖYLERİNDE ZEYTİNCİLİK

TORBALI KÖYLERİNDE ZEYTİNCİLİK
                                                                                                                                 

                                                                                                                                                                                                Andolsun o incire, o zeytine, Tin Süresi




EGE BÖLGESİ'NDE, İZMİR İLİNE BAĞLI BİR İLÇE TORBALI DOĞUSUNDA BAYINDIR, TİRE, BATISINDA MENDERES, GÜNEYİNDE SELÇUK, KUZEYİNDE KEMALBAŞA İLÇELERİ İLE ÇEVRİLİDİR. İZMİR'E 45 KM. UZAKLIKTAKİ İLÇENİN YÜZÖLÇÜMÜ 633 KM2 OLUP. İLÇEDE TİPİK AKDENİZ İKLİMİ HÜKÜM SÜRMEKTE OLUP YAZLAR SICAK, KIŞLAR ILIK VE YAĞIŞLIDIR. TORBALI'NIN EKONOMİSİ TARIM, HAYVANCILIK VE SANAYİYE DAYALIDIR. YETİŞTİRİLEN TARIMSAL ÜRÜNLER: BUĞDAY, MISIR, TÜTÜN, ZEYTİN, PAMUK VE ÜZÜMDÜR. HAYVANCILIKTA KÜÇÜK VE BÜYÜKBAŞ VE ARICILIK. ANDAN MENDERES HAVA LİMANININ İLÇEYE YAKINLIĞI EKONOMİSİNE CANLILIK KAZANDIRMAKTADIR. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI BAKIMINDAN TORBALI İLÇESİNDE ÜRETİM YAPILMAKTADIR. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İYİ KALİTEDEDİR.



















TORBALI KÖYLERİ. Ahmetli,Arslanlar,Atalanı,Bozköy,Bulbuldere,Çakırbeyli,Çamlıca,Çapak,Dağkızılca-Bucak Merkezi,
Dağteke,Demirci,Doğancılar,Düverlik,Eyerci,Göllüce,Helvacı,Kaplancık,Karakızlar,Karaot,Kırbaş,
Korucuk,Kuşçuburnu,Naimeköy,Ormanköy,Özbey,Pamukyazı,Sağlık,Saipler,Şehitler,Taşkesik,
Tulum,Yeniköy,Yeşilköy,Yoğurtçular,

Fabrikada işlenen zeytinden çıkan zeytinyağı


Yorum (yok) Yorum yaz!

25/10/2009 ·

ZEYTİNİN ZEYTİNYAĞI OLMA HİKAYESİ


Tarladan toplanan zeytinler traktörle getirilerek yağ sıkma fabrikalarına getirilir.Zeytin çuvallarda sıkılmayı bekliyor.


Zeytinler sıkılmak için yıkama tankına gidiyor.


Zeytinler otomatik su tankında yıkanıyor. zeytin yapraklarından arındırılıyor ve temizleniyor.


Zeytin taneleri özel makinalarda öğütülüyor. Ve Zeytin zeytinyağı olma evresine giriyor.

Zeytinden Zeytinyağı çıkmaya başlıyor.Görüldüğü gibi zeytinyağı ilk çıktığı zaman bulanık ve tam sarı renki olmaz.


Sofralarımızın ve Sağlığımızın mis gibi sarı zeytinyağının son evresi olan zeytinden zeytinyağı böyle çıkıyor. Yavaş Yavaş yağ tanklarına doluyor. İlk çıktığında renki biraz bulanık olan zeytinyağı tanklarda bekletiltikten sonra sofralarımıza gelen normal zeytinyağı oluyor. Zeytinin ağacından sofralarımıza gelinçeye kadar olan evresi böyle oluyor.

Her hakkı saklıdır. alıntı yapılmaz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

20/3/2009 ·

ZEYTİNYAĞININ ÖZELLİĞİ


ZEYTİNYAĞININ ÖZELLİĞİ
Yağ çıkarılmak üzere toplanan uygun zeytin çeşitlerin fabrikasyon çeşitli işlemler ve teknik testler ile sınıflandırılır ve kullanıma sunulur. Bu aşama boyunca yapılan işlemler bu testlerin detayları ortaya çıkan ürünün (yağın) kalite değerinin saptanmasında öncelik taşıyan faktörleri sıralamak gerekir. Bu sıralamaya göre 1. asit oranı 2. tad 3. renk 4. aroma 5. homojenite elde edilen yağın kalite sıralamasındaki yerini gösteren en önemli özellikleridir.

1. Naturel Zeytinyağı

Doğrudan tüketilebilen, kendin özgü tat ve kokudaolan naturel zeytinyağı, kendi içinde naturel sızma zeytinyağı, naturel birinci zeytinyağı ve naturel ikinci zeytinyağı olarak üç ayrı kalite grubuna ayrılır. Naturel zeytinyağlarının, özel aroma ve lezzetlerinden dolayı çiğ tüketilmesi önerilir. Bu özel lezzet özellikle kahvaltılarınıza ve salatalarınıza eşsiz bir tat katar. Naturel zeytinyağları soğuk sıkma yöntemiyle modern kontinü tesislerde üretlir.

2. Naturel Sızma Zeytinyağı

En kaliteli zeytinlerden elde edilen, doğal haliyle tüketilebilen, kesinlikle mükemmel tat ve aroması bulunan ve asit içeriği en çok % 1 olan zeytiyağıdır. Bu haliyle sızma zeytinyağı atardamarlardaki kötü kolestrolü toplar ve temizler. Onun için sızma zeytinyağına uzmanlar (O atardamarın çöpçüsüdür) derler. Ege ve Akdeniz insanı onu sofralarına baş tacı yapmıştır. Daha çok salata ve soslarda çiğ olarak tüketilmesi önerilen bu yağ tüm sıcak yemeklerde de kullanılabilir.

3. Naturel Birinci Zeytinyağı

Maksimum % 2 olan asit oranıyla naturel zeytinyağları içinde, zeytin aromasının önce çıktığı zeytinyağıdır. Bu güçlü aromalı yağ, özellikle geleneksel zeytinyağı tüketicilerinin ve zeytinyağı üretim bölgelerinde yaşayan tüketicilerin tercihidir.

4. Naturel ikinci Zeytinyağı

Maksimum % 3.3 asit oranıyla naturel zeytinyağları içinde zeytin tat ve aromasının en yoğun hissedildiği bu yağ zeytinyağında zeytuni tadı özleyenler için idealdir. içerdiği yüksek asitten dolayı hafif genzi yakan bu yüksek aromalı yağ.

5. Organik Zeytinyağı

Bu sınıflandırmanın dışında son yıllarda tüm dünyada artan organik gıda trendinden zeytinyağı da etkilenmiş ve organik zeytinyağı üretimine de başlanmıştır.Organik zeytinyağı, sentetik kimyasal tarım ilaçları hormonlar ve mineral gübreler kullanılmadan, çevre ve sanayi kirliliğinden uzak yörelerde, anlaşmalı zeytin üreticileri tarafından, tamamıyla doğal yöntemlerle yetiştirilen zeytinlerden elde edilen ve doğrudan tüketime uygun zeytinyağıdır. ürünün sertifikasyon kuruluşu tarafından onaylandığını belirten ibarenin etiketin üzerinde yer alması gerekmektedir.

6. Rafine Zeytinyağı

Doğrudan tüketime uygun olmayan, kusurlu tat ve kokuya sahip veya asidi fazla olan zeytinyağlarının doğal yapılarında değişikliğe yol açmayacak fiziksel yöntemlerle rafine edilmesiyle ortaya çıkan yağ rafine zeytinyağıdır ve en fazla % 0.3 oranında asit içerir. Bu yağ rafinasyon işlemi ile kalitesini bozan maddelerden arındırıldığından yine halis zeytinyağı olmakla bereber asitsiz, renksiz ve kokusuzdur, diğer yağlardan çok daha sağlıklı olduğundan rafine zeytinyağı olarak kızartmalar için tavsiye edilir.

7. Riviera Zeytinyağı

Ham zeytinyağının fiziksel yöntemlerle rafinasyonu sonucu elde edilen rafine zeytinyağı ile % 20 oranına kadar naturel sızma zeytinyağının karışımı olan ve en çok % 1.5 asit içeren zeytinyağıdır. Riviera Zeytinyağları % 20 oranında naturel sızma zeytinyağı içerir. tüm yemeklerin hazırlanmasında ve kızartmalarda kullanılabilir.


Yorum (2) Yorum yaz!

16/3/2009 ·

ZEYTİN AĞAÇININ TARİHÇESİ


ZEYTİN AĞAÇININTARİHÇESİ

Bu bitkinin Suriye'den Türkiye ve Mısır yayılışı Sami ırkının etkisi ile olmuştur.Daha sonraki yıllar içinde(M.Ö. 2000-1000yılları arasında)Mısırlıların zeytin ve zentinyağı ticareti yaptıkları yanında ölülerinnin mezarlarını bu bitkinin dalları ve meyveleri ile süsledikleri gerçeği,çeşitli arkeolojik çalışmalar sonucunda ortaya konulmuştur.Ayrıca,zeytinin tüm Akdeniz'in güney sahillerine(Tunus,Cezayir,Fas) ve İspanya'nın Akdeniz sahillerine yayılması,Mısırlılar tarafından gerçekleştirilmiştir.Aslında bu yayılım arasına Girit Adası'nı da koymak gerekir.Çünkü,zeytinin erken Grek ve Roma dönemine geçişi M.Ö.900'lere bu adadan kaynaklanmıştır.Her ne kadar Heredot M.Ö.5000 yıllarında Atina ve çevresinin zeytin ormanları ile dolu olduğunu yazmış ise de,bu alanlardan gerektiği gibi yararlandığı konusunda yeterli bilgiler yoktur.Zeytin meyvelerinden yüksek oranda yağ elde etmenin mucidi ise Romalılar olmuştur.Pres metodlarını ilk olarak onlar keşfetmiş ve geliştirmişlerdir.Roma İmparatorluğunun çöküşünün hemen öncesinde zeytin üretimi;Orta Doğu,Kuzey Afrika ve Akdeniz kuşağındaki tüm ülkelerin ortak ürünü olmuştur.Bu ülkelerden,dünyanın diğer ülkelerine yayılımı ise 1560 yılından itibaren,daha çok göçler,koloni ve misyon faaliyetleri ile gerçekleşmiş ve özellikle Amerika Kıtası'nın uygun iklim şartlarına taşınmıştır.

Yorum (1) Yorum yaz!

15/3/2009 ·

DOĞADAN RESİMLER


 























Yorum (1) Yorum yaz!

14/3/2009 ·

ZEYTİN HASATI



Batı ülkelerinde  ve zeytinciliğinin önemli olduğu diğer ülkelerine hasat el işçiliği ve mekanik aletlerle yapılmaktadır. Ülkemizde uygulanan sırık ve sopa kullanımı ile hasat şekli hiç bir ülkede yoktur. El işçiliğinin pahalı olduğu ülkelerde zeytin hasadı mekanik sistemle yapılmaktadır. Mekanik sistemin gücüne göre, 1 dakikada 1000-2000 arasında titreşime uğrayan ağaçlardan düşen daneler özel bir şemşiye toplanmaktadır. El işçiliğinin pahalı olduğu ülkelerde hasat masraflı ve zeytin ağacı zarar görür. Önemli ölçüde zeytin üreten ülkeler içinde belki de sadece ülkemizde kullanılan sırık veya sopa ile hasat, zeytin ağaçlarına verilebilecek hasarın önemli bir aracıdır. Bunun iki önemli nedenini özetlemek gerekir: Gelecek yılın meyve gözlerinin tahrip edilmesi ile sebep olunan zararın ciddi boyutlara ulaşması. Dallar ve sürgünler üzerinde açılan yaralara kolayca yerleşen bakteriyel ve mantar hastalıklarına zemin hazırlaması sonucu zeytin ağacında üretim azalmaktadır. Yukarıda özetlenen her iki durum da ekonomik bir zeytin üretiminin kısılanmasına yeterli olacak kadar önemlidir. Türkiye zeytinciliğinin dünyadaki konumunun ciddi bir sarsıntı içine girdiğini, Suriye başta olmak
üzere ülkemizin altında sıralanan bazı ülkelerin sıralamayı değitirmeye başladıklarını öğrenmekteyiz. Bu durumun en büyük sebepleri arasında sırıkla veya sopa ile hasadın önemli bir faktör olduğunu belirtmek ve açil önlem almak zeytin yetiştiriçilerinin bilgilendirmesi gerekir.


Yorum (1) Yorum yaz!

22/2/2009 ·

AĞAÇ YETİŞTİRİCİLİĞİ


Ağaç yetiştiriciliği

Günümüzün ağaççılığının kökenleri, Eski Mısırlılara kadar uzanır. Teknoloji, yeni gereçler ve ugulanma yöntemleri, yıllar içinde ağaççılığı geliştirmiş ve çok yönlü bir sanat haline getirmiştir. Ağaç gelişmesi iklim, toprak koşulları, böcekler, hastalıklar ve gübrelerle etkilendiğinden bu yana, hangi ağaçların varolan toprak ve hava koşullarında daha iyi yetişeceklerini, yöredeki böcrk ve hastalıklara ne kadar duyarlı olduklarını öğrenmek gerekir. Ağaççılıkla uğraşan kişi ağaçların en uygun nasıl gruplandırılıp, ne kadar aralıklarla ekileceğini de dikkate almalıdır. sözgelimi, oya ağaçları, çiçekli ağaçlar, süsleyici nitelikleri için, daha büyük ağaçlarsa gölgelik elde etmek ve toprağın kaymasını engelleme nedeniyle ekilmiş olabilirler. Çoğaltma, bir yere dikme, büyütme ve ağaç bakımı, ağaççılığın ayrılmaz parçası sayılan etkinlikleridir. Yeni ağaçlar, varolan ağaçların tohumlarından, sürgünlerinden ya da çeşitli aşılama yöntemleriyle çoğaltılırlar. Ağacın bir yerden alınıp bir başka yere dikilmesi,ağaç köklerinin toplu halde ve nemli tutulmasını, ayrıca bu işin ne zaman yapılcağının, hangi boyutta ağaçların kullanılacağının ve ağaç bir kez dikildikten sonra hangi aşamalardan geçileceğinin bilinmesi gerektirir. Toprağı zenginleştirmek için gübre, hastalık ve böcekleri denetim altına almak için kimyasal ilaçlar kullanılır. Ağaca biçim vermek ve belli bir büyüme ve etki elde etmek için budamak gerekebilir. Kesime, ağaçlardaki mantar hastalıklarının ve yaraların tedavisinde başvurulur: Zarar görmüş ağaçların nerelerinin kesilip, hangi yöntemlerle tedaviye gidileceği ya da ağaçın bütünüyle kesilip kesilmeyeceği, önceden titiz bir incelemeyle belirlenmelidir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

20/2/2009 ·

AĞAÇ BUDAMA



Ağaçların düzenli ve kuvvetli bir taç (dal ve yaprak) meydana getirebilmeleri,verim çağlarında daha uzun zaman kalabilmeleri,kuvvetten düşmeye başlamış ağaçların yeniden kuvvetlenebilmeleri ve yüksek kaliteli ürün verebilmeleri gayesiyle yapılan iş.Odunlaşmış bitkilerde kırık,ezik,hastalık,sık ve eğri büyümekte olan dallar budanarak ağaçlara düzgün şekiller verilir.Meyve ağaçlarında kaliteli çiçek açmasını ve meyve alınmasını etkiler.Bahçelerdeki süs ağaç ve çalılarının budama ile şekilleri ve güzellikleri muhafaza edilir.Genç meyve ağaçları,taçsız olarak düz bir fidan halinde dikilir.İlk yıllar,gövdeden çıkan yan dokunulmaz.Sadece,kök boğazından çıkan sürgünler temizlenir.Ağaç çeşidine göre;şeftali ve kayısılarda ikinci,elma ve armutlarda ise üçüncü yıl şekil verme budaması yapılır.Meyve ağaçlarının alçak boylu ve kısa dallı olmaları erken ve bol meyve verimini etkiler.Dallar enliğine büyümelidir.Alçak boylu meyve ağaçlarından bakım ve meyve toplama kolay olur.Budama ile terbiye edilmiş meyve ağaçları;alçak yapılı,3-5 ana daallı,tacın alt tarafı bol yapralı ve meyve dallı olur.Gençleştirme budaması,ağaçlarda yeniden kuvvetle sürgünler meydana getirerek yeni bir taç şekil edilmesi için yapılır.Böylece,ağaçta verim yeniden kuvvetle sürgünler meydana getirerek yeni bir taç teşkil edilmesi için yapılır.Böylece,ağaçta verim yeniden arttıralacağı gibi,meyvelerin  de kaliteleri yükseltilmiş olur.İhtiyarlamış ve ölmeye yüz tutmuş ağaçlarda gençleştirme budaması yapılmaz.Gençleştirmede meyve türlerinin budamaya karşı dayanma dereceleri de göz önünde bulundurulur.Zeytin ağacı budamaya karşın en fazla dayanıklı olandır.Bunu dayanma derecelerine göre;armut,erik,elma,şeftali,kayısı,dut ve kiraz ağaçları sırayla takip eder.Gençleştirme budamasında,ilk olarak kurumuş,sıklaşmış ve birbirine binmiş dallar kesilir.Geri kalan dallarda,kısaltma budaması yapılarak,ağacın tacı küçültülmüş ve yeniden kuvvetli sürgünlerin teşeküllü temin edilmiş olur.Bazı ağaçlarda,budama yapılması neticesi olarak,çift katlı bir taç teşekkül eder.Böylece ağaçlarda,üst taç atıldıktan sonra,zayıflamış olan alt taç dallarından dakısa budama yapılarak,ağaçta kuvvetli ve dengeli bir taç meydana getirilir.Düzgün bir taç budaması yapıldıktan sonra,iyi bir toprak işlemesi,sulama ve gübreleme ile yeter miktarda meyve dal ve dalcıklarının meydana gelmesine yardımcı olunmalıdır.Ağaçlarda genç dallar,budama makası veya serpet (bağ bıçağı) ile budanır.Genç dallar kesilirken,bir odun gözün tam üstünden,tırnak bırakmayacak ve düz bir şekilde kesilir.Budamada tırnak bırakmamak esastır.Tırnak bırakılırsa bu zamanla kurur.Yaşlı dallar,dalın alt tarafından yarılmasına dikkat ederek,mutlaka testere ile kesilmelidir.Testere ile kesim bittikten sonra,yara yeri keskin bir sepetle perdahlanır.Perdahlanan yaralar aşı macunu ile sıvanan yaralar çabuk kapanır.Budamanın kış ve yaz budaması olmak üzere iki zamanı vardır:
     *Kış Budaması:Ağaçların dinlenme devresinde yapılan budamadır.Soğuk yapmayan yerlerde kış budamasına bütün kış devam edilebilir.Kışları sert geçen yerlerde,şiddetli soğukların geçmesi beklenmelidir.Böylece yerlerde,gözler uyanmadan evvel,şubat sonları ile mart başlarında yapılabilir.
     *Yaz Budaması:Kış budamasından sonra,ağaçların yaşlı kısımlarında budanan yerlerin kenarlarından,lüzumsuz sürgünler çıkabilir.Yaz başlarında bu lüzumsuz sürgünleri kesmek veya kısaltmak icab eder.Bu suretle ağaçlarda kuvvet israfı önlenmişl olur.
Şeftali ve asmalarda,gözler uyanmadan önce ilkbahar başlangıcında budama yapılır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

17/12/2008 · Kategori: egitim

İZMİR'İN TARİHİ

İzmir'in kuruluş tarihi.İzmir'in bilinen en eski adı Smyrna'dır.Bu adı
bir Amazon kadınından aldığı söylenir. Smyrna daha sonra Zmirna
olmuş.günümüzdeki İzmir adı da buradan gelmiştir.Yabılan kazılar
İzmir'in yerleşim tarihinin İ.Ö.3000 yıllarına kadar indiğini gösterir.
İzmir ili sınırları içinde Bergama'da, Menemen'in Helvacı köyünde,
Çeşme'de, Bayraklı ve Urla'da yapılan kazılarla yerleşmenin tarihi
saptanmaktır. İ.Ö.yy'da İonia göçlerinin başlangıcı sırasında, Efes'ten gelen İonialılar tarafından kurulduğu sanılan ve sonradan
Palaia Smyrna (Eski İzmir) denecek olan kent, başlangıçta körfezin
kuzeydoğu kenarında Yamanlar dağının güney eteğinde, Bayraklı
ile Bornova arasında o zamanlar deniz kıyısında bulunan bir tebe
üstündeydi. İonialılar yörenin yerli halkı olan Lelegler ve Karialılar egemenlikleri altına alarak yöreye egemen oldular,deniz ticaretine kısa zamanda üstünlük kurarak kenti geliştirdiler. Kıyıdaki bu parlak gelişme Anadolu'nun iç kesimlerinde Lydialıların ilgisini
çekti. i.Ö.VII.yy'da Lydialılar kenti kuşatıp ele geçirdiler. Lydia
kralı Gyges'in ölümünden sonra yerine geçen krallar Smyrna'yı yakıp yıktırdılar. Bu nedenle kent 200 yıl boyunca birgelişme gösteremedi. İ.Ö.VI. yy'da Lydialıların Perslere yenilmesiyle
yöreden Lydia egemenliği kalktı, Pers komutanı Harpagos
çevresindeki öbür kentlerle birlikte Smyrna'yı da ele geçirdi. Böylece kent, Pers egemenliğine geçmiş oldu. İ.Ö. 334 yılında
Anadolu'ya geçen Büyük İskender günümüzde Kadifekale'de (Pagos Tepesi) bir kent kurmayı planladı ama bunu gerçekleştiremedi. İskender'in ölümünden sonra imparatorluğu
komutanları arasında bölüşüldü ve yöre Antigonos'un eline geçti.
Antigonos'un yeniden kurmaya başladığı kentin kurulmasını
Lysimakhos tamamlattı. Kent, yeniden kurulurken, alüvyon birikmesiyle kıyıdan uzakta kaldığından eski yerinde değil, Pagos
Tepesi eteğinde yükseldi. Lysimakhos, Seleukos ile yaptığı savaşta ölünce krallığı son buldu: böylece Smyrna bir süre
Selefkilerin, ardından da Bergama krallığı'nın İ.Ö.II.yy'da Roma
egemenliğine girmesiyle Smyrna toprakları da Roma imparatorluğu'na geçti. Roma imparatorluk dönemi Smyrna'da
barış içinde geçti. Roma imparatoru Marcus Aurelius, 178'de
debremden zarar gören kenti yeniden onarttı. Batı Roma
imparatorluğu yıkılınca kent Doğu Roma imparatorluğu'na(Bizans)
bağlandı. İmparator Büyük konstantinos zamanında önemli bir
din merkezi durumuna geldi, ayrıca ticari önemi de  gün geçtikçe
arttı.Gerçekten deEfes'in doğal ve siyasal nedenlerle önemi
azalmaya başlayıca, İstanbul ile birlikte önemli bir ticaret kenti
oldu. vıı.yy'da Arap akınlarınakarşı koyan, ama ticaret yaşamı
bundan zarar gören kent, Türklerin eline 1076'ya doğru KutalmışoğluSüleyman Şah döneminde geçti. onun ölümünden
sonra İzmir'e Çaka bey egemen oldu. Selçuklu devleti'nebağlı bir uç beyi olan Çaka bey,Bizanslıların kışkırtmasıyla Kılıç Arslan I
tarafından öldürülünce, İzmir bir süre daha Türklerin elinde kaldı.
Bizanslılara karşı koyamayarak 1098'de Bizanslılara geçti ve 1317
yılına kadar onların elinde kaldı. Aydınoğlu Mehmet bey bu tarihde
Kadifekale'ye egemen olduysa da, liman kesimini ancak 1326'da
ele geçirdi ve yönetimini kuşatmada emeği geçen oğlu Umur Bey'e verdi. babasının ölümüyle Aydınoğullarının başına geçen
Umur Bey, bir donanma hazırlayarak Ege denizinde egemenlik kurdu. Bunun üstüne Haçlılar bir donanma kurarak İzmir'in liman
bölümünü ele geçirdiler. Geri almak yapılan savaşta Umur Bey'in ölümüyle Aydınoğulları beyliği sarsıntı geçirdi. Kentin liman kesimi 50 yıl süreyle Hıristiyanların elinde kaldı. Osmanlı padişahı Beyazid I (yıldırım Beyazid) 1390'da yukarı İzmir'i aldı. Liman kesimi, daha sonra, Beyazid'I'i yenen Timur'un eline geçti. Timur'da İzmir'i Aydınoğullarına verdi. İzmir uzun süre Cüneyt
Bey'in yönetiminde kaldı. Cüneyt Bey bir yandan Osmanlılarla dost geçinmeye çalışırken, bir yandan topraklarını genişletti:
Bu yüzden İzmir'den uzaklaştırıldı ve Murat II tarafından
öldürtüldü. Böylece İzmir 1425'ten başlayarak Osmanlılara
geçti. Fatih Sultan Mehmed zamanında Venedik donanmasının
saldırısına uğradı. 1811'de Aydın eyaletine katıldı ve eyaletin
merkezi İzmir' taşındı. 1867'de merkezi İzmir olan Aydın vilayeti
kuruldu.İzmir 15 Mayıs 1919'sa Yunan işgaline uğradı. 9 Eylül
1922'de Yunan ordusunun yenilmesiyle bu işgalden kurtuldu.



Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

17/12/2008 · Kategori: egitim

ZEYTİN YAPRAĞININ YARARLARI


Zeytin Yaprağının Yararları


Zeytin ağacı binlerce yıldır pek çok kültür tarafından sihirli ve kutsal kabul ediliyor. Bunun en önemli nedeni 2 bin yıl gibi oldukça uzun bir yaşam süresinin olması. Üstelik zeytin ağacının uzun ömürlü olması için ekstra bir bakım gerekmiyor. O yüzden de bu ağacın nasıl bu kadar uzun yaşayabildiği yüzyıllardır merak ve araştırma konusu. Son yıllarda hız kazanan araştırmalara göre 101 madde ihtiva eden zeytin yaprağının içindeki en etken madde başlıca 'polifenolik antioksidan'lardan biri olan Oleuropein. Ve bu madde ağacı dış etkenlere karşı koruyor, hücre yenilemesi yapıyor, ortama uyum sağlamasına neden olarak salgılardan koruyor. Zeytin yaprağı ile ilgili çalışmalar hala devam etmekle birlikte Oleuropein maddesi bu özelliği ile insanlar için de oldukça faydalı ve sağlık, kozmetik başta olmak üzere birçok sektörde ara katkı maddesi olarak kullanılıyor.
bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücudun direncini artırıyor, anti bakteriyel özelliklere sahip ve virüsle mücadelede vücuda destek oluyor. Zeytin yaprağı özü kremden şampuana kozmetik sektöründe,sütten bebe bisküvisine gıda ara katkısı olarak, antibakteriyel özelliği ile ilgili ilaç sanayinde,hayvan yeminde katkı maddesi olarak kullanılabiliyor. Neden zeytin yaprağı
Zeytin yaprağı çayı'nın antimikrobiyal, antioksidan ve kan şekeri seviyesinin düzenlenmesiyle ilgili etkilerinin yanı sıra kroner damarlar üzerine de etkileri var. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden oluyor.
Zeytin yaprağı özü'nün de yukarıda sayılan etkilere ek olarak cilt ve güneş yanıkları gibi cilt üzerine de etkileri bulunuyor.
Zeytin yaprağının etkili olduğu diğer rahatsızlıklar ve mikroorganizmalar ise şöyle: Bronşit, Soğuk Algınlıgı, Kulak Enfeksiyonları, Zatürre, Cilt rahatsızlıkları, Zona, Romatizmal Hastalıklar.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

!-- ToplistHAKyolunda LINK KODU BASLANGICI --> Magazin var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E"));